Datça da Tatil ve Datça Gezisi

Datça da gezilecek yerler ve Datça tatili hakkında yorumlar. Güzellik ve masal diyarı olan datça görenleri büyülüyor. Datça da tatil keyfi.., tatil başlığı hakkında yorumlar, tatil kategori bilgisi, Datça da Tatil ve Datça Gezisi hakkında bilgi ve kullanıcı yorumları.78.

Hakkında yorumlar ve bilgiler

Datça da Tatil ve Datça Gezisi Hakkında Bilgi

Datça da Tatil ve Datça Gezisi

Kategori: tatil Türü: manset Tarih:

Kartpostal resimler gibi bir manzara arıyorsanız, Datça tam yeri. Gezi kültürünüzü arttırmak için ve aynı zamanda tatil yapmak için tercih edebileceğiniz harika yerlerden biri yer.‘Koca bir yılın stresini tatilde atarım’ diyenler için bunu gerçekleştirebilecekleri en iyi yer Datça’dır.

Badem ağaçlarının arasında duru bir denizle sizi karşılayan Datça’nın en büyük özelliği sessiz ve sakin olması değil. Sizi hayal alemine götüren kıyıları ve kavurucu sıcaklarda bile nefes alabileceğiniz temiz bir havası var. Badem ağaçlarının temizlediği atmosferde sağlıklı bir tatilin size neler katacağını göreceksiniz.

Her yerde olduğu gibi burada da erken rezervasyonla ekonomik bir tatil ayarlayabilirsiniz. Otellerin çoğunluğu her şey dahil kampanyalar uygulayan ideal programlara sahip.

Havası sıcak olsa da suyu serin Kızılbük ve Palamutbükü sularında serinlerden tatil köylerinde yöresel lezzetlerle midenize de tatil yaptırabileceksiniz.

Datça tatili hakkında, Datça rehberiDatça plajı ve denizi hakkında yorum bilgiTatil cenneti olan Datça rehberi

Datça’da Konaklama

Villa Tokur, orkidelerin, bal kokusunun içinde son derece zevkli döşenmiş bir butik otel. Otelin sahibi Karina Hanım Almanya’da doğup büyümüş, 15 yıl önce Datça’ya tatile geliyor, Müslüm Tokur’la tanışıp evleniyor. Aileyi büyütüp iki çocuğun da katılmasından sonra Villa Tokur’u açıyorlar. 5 ay süren yaz sezonunda otelde tüm aile çalışırken kışın ise burayı ev olarak kullanarak Datça’nın keyfine varıyorlar. Karina Hanım’la sohbet sırasında İstanbul’dan konu açıldığında senede sadece birkaç hafta dayanabildiğini söylüyor. Perşembe sabah uyandığımızda ne yapacağımıza dair aklımızda hiçbir fikir olmadan otelde kahvaltıya iniyoruz. Karina Hanım’ın Alman ekolünü bırakmış olduğunu ise kahvaltı için bize fiks bir saat vermemesinden anlamak mümkün. Bitiş saati 10:30 ama “ne zaman gelirseniz problem olmaz” demesi ile gönüllerde taht kurduktan sonra başarılı bir kahvaltı ediyor ve Karina Hanım’dan da tavsiye alarak yollara koyuluyoruz.

Butik otelle merkez arasında korktuğumuz kadar uzun bir mesafe olmadığını o sırada fark ediyoruz. 15 dakika yürüme sırasında geçtiğiniz alan koca bir sahilden ibaret. Ünlü Taşlık plajı da yolumuzun üstünde bulunuyor. Merkezde motosiklet kiralayabileceğiniz çok fazla dükkan bulunmuyor. Sahilin paralelinde ev yemekleri ve kahvaltıcıları geçip solu takip ederseniz ilk rent a car’ı göreceksiniz. Motosiklet macerasının daha güzel olacağını düşünüp başlıyoruz yolculuğa.

Datça’da Ne Yapılır?

Datça Koyları

Datça’nın en meşhur 3 koyunu sırayla ziyaret etmeye karar veriyoruz. Hayıtbükü, Ovabükü ve Palamutbükü. Yarımadanın aşağısına sıralanmış bu 3 ayrı koy birbirine 5 dakika uzaklıkta. İlk durak Hayıtbüküne şöyle bir göz gezdiriyoruz, biraz kalabalık olması sebebi ile Ovabüküne devam ediyoruz.

Ovabükü Koyu, Datça

Ovabükü Hayıtbüküne göre daha geniş bir koy. Daha geniş olması sebebi ile denizi de daha berrak. Denizi hafif taşlı olmasına rağmen sizi rahatsız edecek türden değil. Çok sakin, az kalabalık, plajın arka tarafında leziz gözleme ve doğal ayran keyfi yapabileceğiniz ufak cafeler var. Ama yine de siz siz olun derim burada bizim geçirdiğimiz kadar uzun zaman geçirmeden Palamutbükü’ne doğru yol alın.

Palamutbükü Koyu, Datça ve Nostalgia Kafe

Palamutbükü bu koyların arasında en güzel denize sahip, cennetten farkı kalmamış olan bir koy. Uzun bir sahil boyunca yan yana sıralanmış bir sürü plaj ve bu plajların arkasında ufak bir sahil kasabası. Gözümüzün ilk kestirdiği plaja eşyaları bırakıp masmavi denize kendimizi bırakıyoruz. Denizden çıkıp plajın yola bakan kısmında yer alan Nostalgia kafeye oturuyoruz. Datçanın kekikle karışık deniz kokusu üzerimize eserken Nostalgia Kafe ismine layık şekilde nostalji yapıyor önce Tanju Okan’la başlayıp Ayten Alpman’le biten bir müzik şöleni yaşatıyor bize. Müzikler kadar yemekler de lezzetli. Sarma dolma ve taze fasulye özellikle tavsiyelerimiz. Palamutbükü’nde 7’ye kadar vakit geçirdikten sonra tekrar motosiklete atlayıp 40 dakika yol yaptıktan sonra Datça merkeze geri dönüyoruz.

Datça Merkez’de Ne Yapılır?

Datça merkezde sahil kenarına kurulu birçok balıkçı var. Kumun üzerine serilmiş masalarda rakı meze keyfi için gözümüze birkaç yer kestirdikten sonra otele dönüş yoluna geçiyoruz. İşte burada gözümüze yine sahildeki ÖzKahramanmaraş dondurmacısı takılıyor. Dondurmacı ile biraz sohbet ettikten sonra dondurmanın özel keçi sütünden yapıldığını ve bu sütü özel olarak Maraş’tan getirdiğini belirtiyor. Hakikaten çok lezzetli dondurma keyfinden sonra otele dönüyoruz.

Hüsnü’nün Yeri, Datça Merkez

Akşam yemeği için Karina Hanım’ın da tavsiyesi üzerine Hüsnü’nün Yeri tercihimiz. Kalamar ve ahtapot ızgara ile deniz levreği denemeye değer. Yerin sahibi hoşsohbet Hüsnü Bey’in bizzat kendisi avlıyor kalamar ve ahtapotları. Tüm masaları yemek boyunca gezip yemekler konusunda misafirleri yokluyor, zaman zaman masalara oturup kadeh kaldırıyor. Fiyatlar çok pahalı olmasa da ucuz bir balıkçı ayarında da değil.

Kargı Koyu, Datça

İkinci gün Marmaris Selimiye ile Datça’nın meşhur Kargı Koyu’na gitmek arasında kalıyoruz. Marmaris Selimiye için araba kiralamak gerekirken Kargı Koyu’na her yarım saatten bir kalkan minibüsler var, yol sadece 15 dakika sürüyor. Seçimimizi ilk Marmaris Selimiye’den yana kullanıp rent a car’a araba kiralamak için giriyoruz. Rent a car sahibi müşterisinden olacağını bile bile bize Selimiye yerine mutlaka Kargı Koyu’na gidin deyince bu işte bir iş var deyip hemen merkezden kalkan minibüsü yakalamaya koşuyoruz.

Cennet Köyü, Datça

Datça’ya gidip de sakın Kargı Koyu’nu görmeden dönmeyin derim. Uzun bir koy, sakin ve turkuaz bir deniz. Koyun en sonunda nispeten diğer iki tesise göre daha az kalabalık olan Cennet Köyü’nü seçiyoruz. Şezlonglar ücretsiz, sadece yediğiniz yemeği ödüyorsunuz. Burada da mutlaka bıldırcın tadın derim. Yine 7’ye kadar güneşin ve denizin tadını çıkardıktan sonra otele dönmek için minibüse biniyoruz. Önce merkeze gidip Atatürk heykeli önünde “duranadam” eylemine katıldıktan sonra otele varıyoruz. Akşam yemeğini bu sefer hafif geçelim diyoruz ve sahilin en sonunda çay bahçesinin hemen yanındaki ev yemekleri restoranında semizotu ve sarma dolma yiyoruz.

Üçüncü gün düğün günü. Düğün akşam 7de başlayacağı için plaj sefasını çok uzun tutamayacağımızı düşünüp yine yakın olan Kargı Koyu’na gidiyoruz. Ancak yeni yerler keşfetmek isteyenler için Datça merkezden tekne kiralayıp kara yolu ile ulaşılamayan koyları ziyaret etmenizi veya Datça Aktura bir uğramanızı tavsiye ederim. Düğün akşamı Kargı Koyu’nun başındaki ilk tesiste gerçekleşiyor. 150 kişiyi alabilen bu alanda harika açık büfe yemek, bol rakı, sürekli sahneye çıkan amatör gruplar ile rüya gibi bir düğün yaşıyoruz. Ancak müziğin sesinin kısılması konusunda İstanbul’dan çok farkı yok. Saat 00.30′da eğlencenin orta yerine müzik kesilince hızını alamayan davetliler gelin ve damatı alarak Datça’nın nadir olan barlarından birine Eclipse’e gidiyoruz. Müzik çok şahane olmasa da Datça’nın verdiği enerji ile saat sabah 4’e kadar eğleniyoruz.

Bizim Datça maceramız bu kadardı. Kısa ve öz bir tatil olmakla birlikte daha keşfedilememiş çok yer bıraktığımıza biraz hüzünlü olarak bu güzel yarımadadan ayrıldık. Eğer zamanınız varsa 5 günlük bir tatil ayarlayın ve atlayın motosiklete her koyu her güzelliği arşınlayın derim.

Datça’da Ulaşım

Sadece göze değil ruhumuza da hitap eden bu tatil serüvenimiz Çarşamba akşamı Dalaman havalimanına inmemizle başlıyor. Dalaman Datça arası toplu taşıma maalesef ki bulunmuyor. Marmaris’e toplu taşıma ile gidip her saat başı kalkan Datça otobüslerini yakalamak imkanlardan biri. Ancak geç saatlerde vardığımız için önceden otelden rica ettiğimiz bir araba Dalaman havalimanında bizi karşılıyor. Gece yarısı tavsiye üzerine rezervasyon yaptığımız Villa Tokura varmak için merkezden uzaklaşıp taşlı yollara girince biraz hayal kırıklığına uğruyoruz, otelin uzak olduğunu zannedip bizi karşılayan Karina Hanım’a Merhaba der demez merkez buraya yakın mı diye sorunca Karina Hanım endişemizi gözümüzden anlıyor. Merak etmeyin “yarın sabah yarın sabah” diye bizi yatıştırıyor.

+1 Öne Çıkar ↑ :yorum almak için öne çıkar.

Yorumlar ve güncellemeler aşağıdan verilebilir.
Aşağıdan Yorum Yazabilirsiniz.!
Kullanıcı Yorumları Yeniye Göre Sıralama